Adem Tuzcu & Ziya Uğur - Ölümsüzlerin Destanı Çanakkale 2018
Welcome to Ilahi-Ezgi - Manevi Dünyanız. Please login or sign up.

Üye
İstatistikler
  • Toplam İleti: 120,103
  • Toplam Konu: 14,345
  • Bugün Online: 93
  • En Çok Online: 2,613 (21 Ocak 2020, 20:27:20)
Çevrimiçi Üyeler

En Son Konular

Adem Tuzcu & Ziya Uğur - Ölümsüzlerin Destanı Çanakkale 2018

Başlatan Mehmet 01, 20 Şubat 2018, 18:18:24

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mehmet 01

Adem Tuzcu - Ziya Uğur - Ölümsüzlerin Destanı Çanakkale 2018 - 320 Kbps + Wav
9 / 43:44 / 102,51 MB - 441,46 MB





Adem Tuzcu - Ziya Uğur - Ölümsüzlerin Destanı Çanakkale 2018 - 320 Kbps - Wav (9 / 43:44)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 01 Çanakkale Geçilmez 04:01
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 02 Son Mektup 04:36
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 03 Vatan Sağolsun 04:08
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 04 Bir Hilal Uğruna 05:17
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 05 Ceddin Deden 03:18
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 06 Çanakkale Türküsü 05:07
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 07 Vatana Kurban 05:11
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 08 Bir Deli Rüzgar 04:27
Adem Tuzcu - Ziya Uğur - 09 Çanakkale Şehitlerine 07:35

Bu iletinin içeriğini görüntülemek için aşağıdakilere ihtiyacınız var:
  • İçeriği görebilmek için bu iletiye teşekkür etmelisiniz.

hak aşığı

  •  

HARUN

  •  

hasanyöndem



Sessizlik; söyleyecek sözü olmayanın değil, boş lafta gözü olmayanın işidir
http://merhametfm.blogspot.com.tr/
  •  

halilim

  •  

menomenli

  •  

kardelen01

ALLAH (C.C) Razı Olsun kardeşim.
Paylaşım İçin Teşekkürler
Ellerinize ve  Emeklerinize Sağlık
  •  

Cancazım

ALLAH (cc) Razı Olsun. Güzel albümler için, Emekleriniz için, Sizlere sonsuz teşekkürler.
GÜLLERE VURGUNUM, GÜLLERE SEVDALI.
  •  

sbayrak27

  •  

Z.Abidin

http://www.davetradyo.com.tr
        Dinlerken Dinlenin...
  •  

menomenli

  •  

erten86

Allah (C.c.) Tüm Müslümanlardan Razı Olsun İnşaallah...
  •  

Mehmet 01


halilim

  •  

kardelen01

Alıntı yapılan: Mehmedim - 23 Mart 2019, 19:36:11Albüme Flac Kalite Eklenmiştir.

ALLAH (C.C) Razı Olsun Kardeşim.
Paylaşım İçin Teşekkürler.
Ellerinize ve  Emeklerinize Sağlık
  •  

menomenli

  •  

yusuf35

Wav Kalite Eklenmiştir. Cd Paylaşım İçin Gelgit'e Teşekkürler.
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

halilim

  •  

43Kütahya

  •  

kardelen01

Alıntı yapılan: yusuf35 - 14 Kasım 2021, 00:14:32Wav Kalite Eklenmiştir. Cd Paylaşım İçin Gelgit'e Teşekkürler.
ALLAH (C.C) Razı Olsun kardeşim.
Paylaşım İçin Teşekkürler
Ellerinize ve  Emeklerinize Sağlık
  •  

hakansen967

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Allahuekber Allahuekber Allahuekber Allahuekber
****
Bir savaştan ötesi Çanakkale geçilmez
İslamın son kalesi Çanakkale geçilmez
Duaların gölgesi Çanakkale geçilmez
Bundan yıllarca evvel toplandı yedi düvel
Mehmetçik oldu bir sel Çanakkale geçilmez
Düşmanı sardı ecel Çanakkale geçilmez
Allahuekber Allahuekber Allahuekber Allahuekber
****
Şanı büyük askerler şehadeti beklerler
Anladılar münkirler Çanakkale geçilmez
Pes ettiler zalimler Çanakkale geçilmez
Destanlar geldi dile ne söylesek az bile
Bu iman bu aşk ile Çanakkale geçilmez
Allahın izni ile Çanakkale geçilmez
Allahuekber Allahuekber Allahuekber Allahuekber

SON MEKTUP
Ey sevdiğim kaderdeki yerimi buldum belki bu sana yazdığım son mektubum olur
Canlar koyduk ersin diye vatan feda sevenleri ayırmaz Hak yürek dağlama
Biliyorum kolay değil dayan Allaha elbet bir gün kavuşuruz sakın ağlama
****
"Bu günlerde her zamankinden daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin, her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme... Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise, benden şehitlik rütbesini esirgemediği taktirde, elbette , ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak, sana bir vasiyetim var : Birincisi benim için kat'iyyen ağlama... eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat, ele geçecek paradan "mihr-i muaccel" ve "mihr-i müeccel" ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma... Vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim."
****
Gönlümde senin sevdan değişmez yerin hakkını helal eyle eğer dönmezsem geri
Canlar koyduk ersin diye vatan feda sevenleri ayırmaz Hak yürek dağlama
Biliyorum kolay değil dayan Allaha elbet bir gün kavuşuruz sakın ağlama

VATAN SAĞOLSUN
Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa, Türklerle omuz omuza savaşmaktır diyebilirim.
Fakir insanlardı; buğday kırığından yapılmış çorba, en önemli yemekleriydi. Sağlıksız su içerlerdi.
Çamur barınaklarında yatarlardı; fakat en modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı aslanlar gibi savaşırlardı.
Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvî bir vatan sevgisi vardır. Ölmeğe onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim
Beşinci Osmanlı Ordusu Kumandanı Liman Von Sanders
****
Gönül verdik kutlu yola eğilmedik hiçbir kula
Helalleştik eş ve dostla vatan sağolsun vatan sağolsun
Bir ölürüz bin doğarız ölüm rahmettir/vuslattır bizlere
****
Evet insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor Dünyada hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün 1800 şarapnel attık. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri koruyan Cenab-ı Allah'larından ayırmak için başka ne yapılabilir
Müttefik Orduları Başkomutanı General Jean Hamilton
****
Bihaber olan Kur'an'dan ne anlasın bu imandan
Dileğimiz yaratandan vatan sağolsun vatan sağolsun
Bir ölürüz bin doğarız ölüm rahmettir/vuslattır bizlere

BİR HİLAL UĞRUNA
Ah vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhidi...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
****
Yarbay Hasan Bey aldığı yaradan halsiz düşerek güçlükle nefes alıyordu. Çehresi solmaya başlamıştı.
Canı canana teslim etme vakti gelmiş gibiydi. Başına toplanan askerleri komutanlarından gözyaşlarını saklamaya çalışıyorlardı. Gözleri ufka daldı bir ara, yüzüne tatlı bir tebessüm yayıldı. Izdırabın yerini huzur alıvermişti birden. Bir şeyler söylemek ister gbiiydi, başıyla işaret etti, bir gelen vardı sanki. Yarbay Hasan'ın gözleri ufuktaydı, beni kaldırınız dedi. Askerleri ne yapacağını şaşırmıştı. Komutanlarının belki de son emriydi bu. Kollarına girip ayağa kaldırdılar, kelime-i şehadet getirdi, kana bürünmüş elbisesinin önünde kavuşturdu ellerini. Bir misafir karşılar gibiydi, yüzünde tebessüm vardı Hasan Beyin, gönlünde mahcubiyet ve dudaklarından son sözleri döküldü=Niye zahmet buyurdunuz ya Resulallah.
****
Ey Şehitoğlu şehit isteme benden makber
Sana ağuşunu açmış açmış duruyor Peygamber

CEDDİN DEDEN
Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci sıradakiler kamilen vuruluyor. İkincidekiler hemen onların yerini alıyor. Fakat ne kadar büyük bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor. Üç dakikaya kadar öleceğini biliyor. En ufak bir tereddüt ve sarsılma yok. Bilenler Kur'an'ı Kerim okuyarak cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler dualar okuyarak siperlerden çıkıp taarruza geçiyorlar. Bu Türk askerindeki yüksek ruhu gösteren hayrete ve takdire değer bir ruhtur. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur"
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
****
Ceddin deden, neslin baban hep kahraman Türk milleti
Orduların, pek çok zaman vermiştiler dünyaya şan.
****
Türk milleti, Türk milleti aşk ile sev milliyeti
Kahret vatan düşmanını çeksin o mel'un zilleti.

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ
Çanakkale içinde aynalı çarşı ana ben gidiyom düşmana karşı, off, gençliğim eyvah!
Çanakkale içinde bir uzun selvi kimimiz nişanlı kimimiz evli off, gençliğim eyvah!
Çanakkale içinde vurdular beni ölmeden mezara koydular beni off, gençliğim eyvah!

VATANA KURBAN
Dur gitme diyemedim mürüvvetin göremedim kına yaktım saçına vatana kurban dedim
Yüzbaşı Sırrı Bey, bir ikindi vakti yeni gelen eratı teftiş ederken, içlerinden bir tanesinin saçının bir tarafının kınalanmış olduğunu görür ve takılır:
– "Hiç erkek kınalanır mı?"
Mehmetçik sebebini bilmediğini söyleyerek son derece mahcup bir eda ile şu cevabı verir=
Buraya gelmeden evvel anam kınalamıştı komutanım.
Kınalı Hasan komutanının isteği üzerine hemen anasına kısa bir mektup yazar ve kına yakmasının sebebini sorarak duygularını şöyle ifade eder=
Anacığım kardeşlerimi askere gönderirken başlarına kına yakma, mahcub oldum
Zabit Efendi bana sordu, cevap veremedim. Niye benim saçımı kınaladın, kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar. Oğlun Hasan
Bir müddet sonra beklenen mektup gelir. Bakın elleri öpülesi bu mübarek Anadolu kadını hangi kurban olunası sebeple yavrusunu kınalamış=
Ey gözümün nuru, vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyorken köyümüzde nasıl rahat içinde oturalım. Sen ecdadından babandan aşağı kalamazsın. Ben senin anan isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah, bu vatan için seni yaşattı. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor. Sen bu ailenin seçilmiş kurbanısın yavrum. Hasan'ım söyle zabit efendiye bizim köyde kurbanlık ayrılan kuzular kınalanır. Ben de seni evlatlarımın arasında vatana kurban adadım. Onun için saçını kınaladım. El hükmü Lillah. Allah seni İsmail peygamberin yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktır. Gözlerinden öperim. Anan Hatice.
Ne var ki, bu mektup Hasan tarafından kumandana okunamadı. Arıburnu cephesindeki muharebelerde ağır yara alan Hasan ruhunu Rahman'a teslim eder. Defnedilmeden önce üzerinden anasının mektubu çıkar. Bir de bu mektubun ilhamıyla yazılmış ancak tamamlanamamış bir şiir bulunur=
Ah anam yakmış kınayı ben de vatan için kurban doğmuşum
Anamdan Allaha son bir hediye kumandanım ben İsmail doğmuşum

BİR DELİ RÜZGAR
Bir deli rüzgâr eser barut kokar havada
Ben gidiyom can veriyom kanım kalsın yarada
Vatan aşkı kor oldu koç yiğitler vuruldu
Şehit olan Mehmetlere gök sofrası kuruldu

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle "Bu: Bir Avrupalı!"
Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi hakikat mahşer.
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakîkat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam ;
Atılan her Iağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre .
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sîs-i İlâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer ;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Ebr-i Nisan'ı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebrîz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.