Ilahi-Ezgi - Manevi Dünyanız
Ilahi-Ezgi.com Genel => Forum Dışı Paylaşımlar => Konuyu başlatan: suskun1 - 20 Temmuz 2010, 10:38:38
Çıplak Ayaklı.
Kadının söylediği sözle adam ayağa fırladı. Kapıya seğirtti. Ayakkabısını bile giymeden koştu. Henüz sokağın başından dönmemişti. Adamı buldu. Ellerine yapıştı. Öptü. Öptü. Öptü. Eli öpülen adam, elini öpen adama baktı. Elini öpen adamın ayağı çıplaktı.
Eli öpülen adam az önce elini öpen adamın kapısındaydı. İçeriden gelen çalgı seslerini işitince, o sırada evden dışarıya çıkan kadına sormuştu: "Bu evin sahibi köle midir, hür müdür?"
El öpen adam o sırada şarap kadehlerinin ardı ardına dolup boşaldığı bir sofranın başındaydı. Adamın sorduğu sorudan habersizdi. Kadının soruya verdiği cevap belliydi: "Bu evin sahibi hürdür; köle değil."
"Belli oluyor" demişti adam. "Köle olsaydı, sahibinden korkar, bu sofrayı sermezdi." Kadın eve dönünce adamın dediğini anlattı. Adam dinledi. Öyle ya, onun da bir sahibi vardı. Allah'ı hatırladı. Veren Allah'tı. Alan Allah'tı. Hemen yerinden fırladı.
Eli öpülen adam, elini öpen adamın ayağına baktı. Çıplak ayakları tozlanmıştı. Ama kalbinin tozları uçuşmaya başlamıştı. Pişmandı. Bin pişmandı.
Eli öpülen adam, elini öpen adamın ayağında hiç ayakkabı görmedi. El öpen adam, ondan sonra hiç ayakkabı giymedi. Çıplak ayakla tövbe etmişti. Tövbesini hatırlamak için, hep çıplak ayaklı kaldı.
Ömrü boyunca "Bişr-i Hafî" diye çağrıldı. "Bişr-i Hafî" onun memleketinde, "çıplak ayaklı" demeye geliyordu.
(http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs199.snc4/38277_417352432490_160040887490_4495526_5105545_n.jpg)
Güzel paylaşım teşekkürler kurban emeğine sağlık,